Tipitip

Yıllar yıllar önceydi. Ben diyeyim 20 yıl siz deyin 25 yıl önceydi. Doğrusu bu ya benim dediğim tarihin olayın vuku bulduğu yıllara yetişmesi mümkün değil. Doğrusu sizin dediğiniz 25 yıl önceleri. Ben ilkokul birinci sınıfa gidiyorum.
Zemin: toprak ve yer yer çamurlu.
Hava: Bir bahar günü yağmurun ardından açmış güneş.
Mesafe: Okulla ev arası tahmini iki kilometre.
Annenin öğütleri: Yabancılarla konuşma, yolun ortasından gitme, çamurlara basma her gün ayakkabı yıkamaktan ellerim tutmuyor ve suluğunu öyle sallama.
İstikamet: Ders programının bitimine müteakip ev.

Eve epey yaklaşmıştım ve o günkü koşulları hatırlamamakla birlikte apartmandan veya sınıftan hiç kimse o gün benle birlikte dönüş yolunda değildi. Çoğu zaman grup halinde okuldan çıkardık ve bu grup yol boyunca evlerinin sokaklarına girenler ile azalırdı. Bizim eve yaklaştığımızda da en az 3-4 kişilik bir grup daha bulunurdu. O gün gruptan hiç kimse yoktu. İlerleyen zamanda yanımda birinin olmamasının isabet olduğunu da anlayacaktım ama çocuk aklımla acaba yanımdaki kişileri hafızamdan silip yok etmiş olabilir miydim? Yanımda her zamanki gibi kalabalık sınıf ve mahalle arkadaşlarım bulunuyordu da ben mi onların yanımda bulunduklarını inkâr ediyordum? O yüzden mi Facebook’ da fotoğrafım yoktu? Yüzleşmenin bu kısmına henüz hazır değildim.

Nerde kalmıştım?

Eve epey yaklaşmıştım değil mi? İki sokak sonra caddeden ayrılıp apartmanımızın bulunduğu sokağa girecektim. Kafam önde yerdeki su birikintilerine basmadan, çamurlara bulaşmadan yürümeye çalışıyordum.(Bkz. Anne öğütleri) Zaman zaman “Kambur yürüme, dik dursana şöyle” şeklinde tavsiye niteliğinde sitemlerle karşılaşıyorum. Buradan o sitemkar arkadaşlara demek isterim ki “Biz küçükken çok acı çektik, yollarımız çamurlu olduğundan çamurlara basmamak için gözlerimiz yerlerde yürüdük. Tüm boynu büküklüğümüz bu yüzden” (Bkz. Ajitasyon)

Konuyu dağıttığımın farkındayım ama belki konuya girmek istemediğimden olabilir bu.
Tekrar soracak olursak nerde kalmıştım?

Eve epey yaklaşmıştım ve iki sokak kalmıştı. Yerdeki çamurlara basmadan yürümeye çalışırken şimdi ismini vermek istemediğim X sokağın önünden geçerken yerde bir kağıt parçası gördüm. Bu sıradan bir kağıt parçası değildi. Bu o zamanlar için değerli ve bu değeri parayla ölçülemeyecek türde bir kağıt parçasıydı. Yerde duran kağıt parçası, aşırı şekerli sakız Tipitip’ in içinden çıkan ve aynı adı taşıyan karikatür kahramanı Bay Tipitip’ in macarelarının anlatıldığı karikatürlerden oluşuyordu. Her sakız ayrı macera. Tabiî ki bu mümkün değil. Nereye her sakız ayrı macera aq. Fakat bir şekilde 10 sakız alsanız 3-4 farklı karikatür okuyabiliyordunuz.
Yerdeki acaba hangisiydi? Daha önceden okumuş muydum?


Büyük bir hevesle dizlerimi büküp çömeldim ve yerden karikatürü almak için elimi uzattım. Elimle kağıdın temas ettiği anda sebebi ilk anda anlaşılamayan seri sesler duyuldu. Şimdi lütfen bu sesleri yazıyı okuyan sizler es geçmeyin ve ağzınızla bu sesleri çıkarmaya çalışın.
“Bıııızzzzztttt, tııırrrrrrr, pat pat pat pıt pııııss”


Şimdi içinizde bazılarının doğruyu bulduğunu tahmin ediyorum. Doğruya geçmeden önce hatırlatmakta tekrar fayda görüyorum. İlkokul bire gidiyordum ve yerde gördüğüm Tipitip karikatürünü almak için eğildiğimde götümün tüm bağları çözüldü, az önce yazıyı okuyan siz okurların da ağzından çıkardığı sesler eşliğinde donumun içi mercimek yemeği kıvamında bokla doldu.

Çok yavaş ve dikkatli şekilde ayağa kalktım. Bu arada bir elimde karikatür hala duruyordu. Az önce yere eğilirken evime 2 sokak kalmıştı, ayağa kalktığımda ise sanırım ev bana 20 sokak ötede geliyordu. (Bkz. Görecelik kuramı ve avam açılımı) Kıçımda oluşan sıcaklık külotumun arasından bacaklarıma doğru ulaşmasın diye adımlarımı Japon kadınları gibi atıyordum. Kısa ve seri. Üçüncü kattaki evimize çıkmak için ayağımı kaldırıp indirdiğim merdivenler kısa ve seri adımları kullanmamın hiçbir işe yaramayacağını bana daha ilk katın sonunda anlattı. Baraj kapakları açılmıştı.

Doğruyu yalnızca doğruyu söylemek üzere programlaşmış bir çocuk olarak kapıyı açan anneme direk olarak “Anne ben altıma sıçtım” dedim. Çamurlu ayakkabılardan bunalan annem için bir değişiklik yapmıştım. Hiçbir şeye ve yere değmeden doğru banyoya gitmemi söyleyen annem salonun içinde ilerleyen oğluna arkadan göz atınca “Çabuk ol çabuk. Paçalara bak kör olmayasıca” dedi.

Kafamdan aşağı tasla soğuk suları döken annem(sıcak su ısıtacak zaman yoktu ve küçükken çok acı çektiğimiz için şofbeni büyünce aldık) söylenirken avucumda buruş buruş olan Tipitip karikatürü ıslanmasın diye sıkı sıkı tutmaya devam ediyordum

Ortayı yapangregor samsa tarih saat felan 1/30/2009 10:50:00 AM

9 Kişi ortaya kafa vurdu:

fish dedi ki... 30 Ocak 2009 11:13  

kahkahamı duyan bütün şube okudu bunu gregıııııır :))))

hala gülüyo millet...ama ben ısrarla daha ilkokul birdeymiiiiiiş diye savunuyorum seni :Pppp

kaba şimşek dedi ki... 30 Ocak 2009 15:28  

kendimden o kadar çok şey buldum ki gözyaşlarım sel oldu.

tipitip'in küpesi varmış ve ben bunu yeni fark ediyorum. vay be.

efsa dedi ki... 30 Ocak 2009 16:29  

Benim en kötü hissettiğim an 8 yaşında annemlerin yatağına işememdir. Ama seninki kadar olmasa da ufak kaçamaklarım olmuştur ve malesef bunu o yaşımda bile annem ellerime tutuşturup kendi pisliğini yıka demiştir.

Şanslı say kendini sen yıkamamışsın :))

JoA dedi ki... 30 Ocak 2009 16:37  

ben de tutma özürlü olduğum için allah ne verdiyse yapardım küçükken. ama tipitipi hiç karıştırmadım bu işe. kendi başıma yaptım, mutluyum. sonuç: oğlum yapınca kızmıyorum.

ugenist dedi ki... 30 Ocak 2009 17:15  

Bayılıyorum yazılarına. Bu kadar indirgenmiş bir ego ve tevazular ve çocukluğumda beni sktiler yerine sıçıyordum lafları falan. neyse anladın sen onu:))
Harikulade..

tahir durten dedi ki... 30 Ocak 2009 18:18  

ayni aileye mensub olmalarin ragmen pembo'yu bin kere tercih ederim...

gregor samsa dedi ki... 31 Ocak 2009 23:19  

fish: yalan mı aq. evet ilkokul birdeydim.
alla alla.
gülmesenize lan:)

kaba şimşek: mercimek kıvamı di mi? herkesin kendinden bir şeyler bulabilmesi için öle betimledim:)

efsa: annen senin hayata hazırlıklı olmanı istemiş. birey ol istemiş. ülkemizde çocuk yetiştirmede birey olmanın eksikliği sosyal yaşama geçişte etkileri..... error error error:)

joa: tipitip in bir suçu yok. o sadece bir imge. hedeflerine ulaşmak isteyen insanoğlunun o hedefe ulaşırken yaşadığı başarısızlıkları anlatmak istedim bu "sıçma" mevzusuyla.

biraz daha yazsam kendimi bile inandırabilirim :)

ugenist:aslında ego yok ugenist.az gelişmiş ülkelerde ego değil aşağılık kompleksi olur. ego G-8 ülkelerine ait bir kavram.haaaa harikayım, o ayrı :)

tahir durten: pembo yu hatırladım. bence tipitip pemboyu döver. ve ben bir tük olarak mazluma sempati duyar güçlüyü severim.aslan tipitip:)

Iraz dedi ki... 2 Şubat 2009 08:25  

ya geçen gün muhabbetini yaptık bunun, benim hayalimde canlandırdığım tipitip, senin fotolarla yüzleşince pek yandan yemiş kaldı.

meğer farklıymış adam.

fotoları nası buldun, bayıldım yahu.

turbo vardı bi de, erkekler genelde onu toplardı gıcık olurdum.

gregor samsa dedi ki... 3 Şubat 2009 13:58  

google görseller fotoğraf bulmak için ne de güzel bir yerdir Iraz.

turbo yu hatırladım ben hiç yüz vermedim kendisine.

Yorum Gönder