Özsüz sözler

“Beni iki karım memnun edemiyor sen nasıl edeceksin?”

Tahmin edeceğiniz gibi bu cümle yeni bir satış önerisiyle gelen ve bunu sunumunda müşteri memnuniyetine ve ardından yalakalık bağıyla patronun memnuniyetine bağlayan kadın yöneticiye söylendi.

Aslında yapılan yılbaşı partisinde bir parça mutlu edildiğini gördüm.
Patron iki eşini almış, pistte “Elalem ne derse desin, hadi hadi hadi….” eşliğinde mekanın altını üstüne getiriyordu.

Eğer sıkıntıdan enerji üretilebilseydi, o gece Türkiye’ nin elektrik ihtiyacının yarısını tek başıma karşılayabilirdim.
Macerada bir yere kadar, yavaş yavaş iş mi arasak ne?

Ortayı yapangregor samsa tarih saat felan 12/27/2010 11:00:00 PM

7 Kişi ortaya kafa vurdu:

Passiflora dedi ki... 27 Aralık 2010 23:24  

iyi dayanıyorsun. kadın naptı ağladı mı?

gregor samsa dedi ki... 27 Aralık 2010 23:34  

tabiki ağlamadı.
burası özel sektör ve kurumsallaşmadan nasibini almamış bir şahıs şirketi.
burada gözünden dökülecek bir damla yaş sonrasında üzerine basıp yıldızlara erişeceğini sanan bir dünya insan var.

bu tip şirketlerde hiç çıkartılmayacak gibi yaşarsın. o gün geldiğinde eğer tebliği ben yapıyorsam genelde tepki önce sinir bozukluğu, el titremesi ardından kararın değişmeyeceğini anlamakla birlikte ağlamak oluyor.

Burcu SıdkıSıyrıq dedi ki... 28 Aralık 2010 01:07  

o gece, sıkıntıdan ürettiğim şu enerjiyle etrafa ne faydam olurdu diye düşüneceğine, sıkıntıdan üretilen enerjiden bi bok olmaz deyip, sen de çile bülbülüme öne doğru el silkerek alllaahh diycektin, çok güzel oluyor mecbur kalınca.(dün gece bizde de vardı aynı partiden)böyle zamanlarda içkilerin şirketten oluşuyla avunmalı.

gregor samsa dedi ki... 28 Aralık 2010 01:19  

içkiler şirketten ama eve dönüş yolunda araç kullanma riski paha biçilemez.
o yüzden hayatımda içtiğim en kötü kırmızı şarabın bulunduğu kadehi yaklaşık bir saat elimde gezdirdim. sağ elimden sıkılınca sol elime aldım. sol elimden sıkılınca sağ elime aldım ve bir an duraladım.

bilim gün geçtikçe ilerliyordu ve sıkıntıdan üretilecek enerjiye bence çok az kalmıştı. bense kadehi iki elim arasında dolaştırarak belkide insanlığa son derece faydalı olabilecek potansiyel enerjimi boşa harcıyordum.

sahneye dansöz çıkınca daha fazla potansiyel enerji harcamamak için mekanı terk ettim.

A. dedi ki... 28 Aralık 2010 03:25  

ara ara.insan kaynaklari zaten zor bir is. bir de boyle adamlarin yaninda hic cekilmez olur.surekli adam cikarir durursun.

senin patrona da soyle, new york a gelsin.kendisini mutlu edecek birilerini bulur eminim.

Mathy dedi ki... 28 Aralık 2010 22:06  

canım benim meb ortamlarında böyle parti falan olmuyo, beleş içki felan. bizde en fazla okul aile birliğinden kısır geliyo, o da bi döngü..:)
sen bana haber et, ben sana eşlik ederim, süper eğleniriz "ne filim dönüyo lan burda" diye.. topuklu ayakkabı giyersem seksapelimde artıyo, istersen havanı atarsın.
bi de ortamda kırmızı şarap içme, o kara ağızla insan hiç çekici olmuyo.. evde iç.. misal şimdi.:)
bi de taksi denen bi güzellik var, sen daa keşfetmedin mi?haşaaa...

gregor samsa dedi ki... 28 Aralık 2010 22:21  

Arzu sen şu anda New York'da olduğuna göre ve patronu oraya çağırdığına göre...yoksa patrona mı talipsin ??

Mathy:taksi şu sarı olanlar mı? ben onları sevmiyorum. inerken para ödemek zorunda kalıyorsun.

birde senin nedense "beleş içki" için bana eşlik etmek istediğin konusunda teredütte kapıldım. ama topuklular konusunu bi ara düşüneyim.

Yorum Gönder